• facebook
  • twitter
Mauris quis eros arcu

Hacamat nedir, Nasıl yapılır, Faydaları nelerdir.

Hacamat 70 hastalığa şifadır. Bunlardan bazıları; Kanser, cüzzam, alaca hastalığı,kısırlık ve daha bir çok hastalık. Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamattan sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür. Hacamatta kanser'den kısırlığa kadar birçok hastalığa şifa vardır.

Cras porta porta turpis

Sülük Tedavisi Nedir, Nasıl Yapılır, Faydaları Nelerdir

Sülük Tedavisi, damar tıkanıklıkları başta olmak üzere birçok dolaşım sistemi hastalığında, varis, eklem romatizmalarında, epilepsi çeşitlerinde, felç, kısmi felç, sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarında, hemoroid'de, göz tansiyonu (glokom), yüksek tansiyon ve daha nice hastalıklarda kullanılır.

Nullam ac mi id massa consectetur

Akupunktur Tevasi, Nasıl Yapılır, Faydaları Nelerdir.

Acus (iğne), punktura (batırmak) anlamına gelmektedir. Akupunktur vücudun belli noktalarını özel ince iğneler kullanarak uyarmak suretiyle gerçekleştirilen en eski ve doğal tıp sistemidir. Kullanılan iğneler çok incedir ve uçları diğer iğnelerinki kadar keskin değildir, acı vermezler.

Maecenas venenatis viverra nisi

Homeopati Tedavisi, Nasıl Yapılır, Faydaları Nelerdir.

Homeopati eski yunancadan gelir ve homeos (benzer) ile pathos (acı çekmek) anlamına gelir. Yaklaşık 200 yıldan beri Avrupa, Amerika ve Hindistan'da yaygın olarak uygulanan bu Doğal Tıp (Alternatif Tıp) insanı bir bütün olarak ele alır ve asil olarak semptomlardan ziyade insanı tedavi etmeyi amaçlar.

Cras porta porta turpis

Refleksoloji Nedir, Nasıl Yapılır, Faydaları Nelerdir.

Kökeni eski Mısır'a kadar uzanan Refleksoloji masaj tekniği bugün destekleyici yada tamamlayıcı tedavi dediğimiz tedaviler arasında yer almaktadır. Refleksoloji ayaklarda bulunan özel refleks noktalarının, vücudun diğer organlar ve salgı bezleri ile bağlantılı olması temeline dayanan bir bilimdir.

Homeopati tedavisi Nasıl Yapılır.

Homeopati Tedavisi Nasıl Uygulanır

kcbImage01

Her tedavi alanında olduğu gibi tabiiki homeopatininde sınırları vardır ve gerektiğinde diğer tedavi yöntemleriyle beraber çalışmalıdır. Ya da ağır organ hasarı sözkonusu olan bir hastada başka yöntemlerinde tedaviye dahil edilmesi gerekir. Diğer yandan homeopatik tedaviyle uyuşmayan durumlarda var. Örneğin hasta düzenli olarak Antibiyotik, Kortizon, iltihap dindirici vs. alıyorsa homeopatik tedavi başarılı olamayabilir. Ayrıca çok nadir de olsa bazı insanların homeopatik ilaçlara karşı aşırı hasassaslığı ya da aksine duyarsızlığı gözlemlenmiştir. Bu konuda homeopatlar farklı görüşlere sahiptirler.

Homeopati “maddeler seyreltildikçe etki güçleri artar“ prensibine dayanmaktadır.- Bu prensip tarihte ilk defa antik Yunan döneminin en tanınmış hekimi olan Hippokrates tarafından farkedilmiştir. Daha sonra bu doğa yasası 16. yüzyılda Alman gezgin, Hekim ve Simyacı Paracelsus tarafından oldukça yoğun bir şekilde araştırılmıştır. Fakat bu doğa prensiplerini ilk defa Doktor, Eczacı ve Kimyacı olan Samuel Hahnemann kendi üzerinde yaptığı denemelerle doğrulamış ve bu gücü hastalıkların tedavisinde kullanmayı bir bilim haline getirmiştir.
Christian Friedrich Samuel Hahnemann 1755 de Almanya’nın küçük bir şehrınde Meissen’de ( bugün Dresden’e bağlı) doğmuş. Tıp, eczacılık ve kimya öğrenimlerini bitirdikten sonra kısa bir süre hekim olarak çalışmış ve müteakiben bu şekilde doktorluk yapmayı red etmiş ve bildiği 7 lisanla çeviri yapmayı tercih etmiştir. Çeviriler esnasında Kınakına ağacının (Latinamerika’nın tropik bölgesinde yetişir) kabuğunun sağlıklı bir insan tarafından alındığında malarya ( sıtma ) hastalığına benzer semptomlar gösterdiğini öğrenmiş ve kendi üzerinde bunu defalarca denemiştir. Bu şekilde tedavi yapılması kanısına varıp bir dizi deneme ve olumlu sonuçlar aldıktan sonra bunları ana eseri olan “das Organon“ adlı kitabında bilimsel bir hale getirmiştir. Böylece Homeopati modern ve doğal bir tedavi yöntemi olarak doğmuştur.Hahnemann uzun süre Almanya’da Homeopat olarak hasta kabul etmiş ve hayatının sonuna kadar (1843 / Paris) yaptığı araştırmalar hakkında çok sayıda kitap yazmıştır.
Hahnemann klasik Homeopatide üç temel prensibi öngörüyor.

  1. Benzerlik prensibi: “Similia similibus curentur“ “Benzeri benzer ile tedavi etmeli“
  2. İyi bir homeopatik ilaç tanımlama bilgisi
  3. Bireysel hastalık şeklini tam kavrama ve detaylı bir anamnez
Hahnemann; Homeopati tedavi yöntemini klasik Homeopati olarak bilimsel bir sisteme oturtarak tıp tarihine ve insanlığa büyük bir hizmette bulundu. Homeopatlar günümüze kadar Hahnemann’ın açtığı yoldan gidip Homeopatiyi dünyanın her tarafına yaydılar ve uyguluyorlar. Böylelikle değişik ağırlık noktalarıyla birçok akım Hindistan, Latin Amerika, Kanada, ABD ve Avrupa’da oluştu. Bu oluşum bize homeopatinin günümüz koşullarına göre yani hastalıkların komplike oluşlarına göre Hahnemann’ın zamanında tahmin bile edilemeyen bir çok gelişmelere açık olduğunu gösteriyor.

Geri